Torunum Telefondan Başını Kaldırmıyordu, Bir Gün Tek Bir Cümle Söyledim ve Artık Saatlerce Konuşuyoruz

Bir zamanlar elinizi tutup yürüyen, size binlerce soru soran, hikayelerinizi gözleri parıldayarak dinleyen o küçük insan şimdi ekranın arkasına çekilmiş durumda. Ergenlik dönemindeki torunuzla aranızdaki mesafe her geçen gün büyüyor gibi görünse de, bu durum ne sizin başarısızlığınız ne de onun sevgisizliği anlamına geliyor. Ergenlik dönemi, kimlik arayışının en yoğun yaşandığı, içsel fırtınaların koptuğu bir süreç ve bu dönemde gençlerin aile büyüklerinden uzaklaşıp akran gruplarına yakınlaşması tamamen doğal bir gelişim aşaması. Telefon ise onlar için bir sığınak: Kendilerini güvende hissettikleri, yargılanmadıklarını düşündükleri bir alan.

Belki de o ekranın arkasında sizinle nasıl konuşacağını bilemeyen, sizin dünyayla kendi dünyası arasındaki uçurumu kapatamayan bir genç var. Hikayelerinizin kendisiyle ilgisiz olduğunu düşünüyor olabilir, belki de tavsiyelerinizi eleştiri olarak algılıyor. Ergenler özellikle öğüt verildiğini hissettiklerinde savunma mekanizmalarını devreye sokarlar ve bu durum aradaki iletişim duvarını daha da kalınlaştırır. Peki bu dönemde o kaybolmuş gibi görünen bağı yeniden nasıl kurabilirsiniz?

Onun Dünyasına Gerçek İlgiyle Yaklaşın

Kuşak farkını aşmanın yolu, sizin zamanınızda işe yarayan yöntemleri bugün de uygulamaktan geçmiyor. “Benim zamanımda böyle değildi” cümlesi, aradaki mesafeyi kapatmak yerine daha da artırıyor. Nesiller arası iletişim kurmanın anahtarı, eleştirmeden merak göstermekte yatıyor. Torunuzun telefonunda ne yaptığını gerçekten öğrenmek isteyin, ama sorgulayarak değil, samimi bir ilgiyle.

“Bu oyunu bana gösterir misin?” veya “Bu uygulamayı nasıl kullanıyorsun, merak ettim” gibi sorular, eleştiri değil ilgi olarak algılanır. Onun dünyasına adım atmaya çalışmak, ona sizin dünyanıza kapı aralama fırsatı verir. Ortak ilgi alanları bulunduğunda nesiller arası bağın güçlendiği biliniyor ve bu küçük adımlar zamanla büyük değişimler yaratabilir.

Hikayelerinizi Yeniden Şekillendirin

Hikayeleri monoton bir şekilde, baştan sona, aynı kalıplarla anlatmak dinleyiciyi kaybetmenin en kolay yolu. Torunuz belki o hikayeyi daha önce duymuştur ya da hikayenin kendisiyle bağlantısını kuramamıştır. Hikayelerinizi kısaltın, vurucu hale getirin ve en önemlisi günümüzle ilişkilendirin. Savaş dönemindeki zorluklarınızı anlatacaksanız, bunu onun bugün yaşadığı bir zorlukla bağdaştırın.

“Senin matematik sınavına hazırlanman bana o günleri hatırlattı” diyerek başlamak, hikayenizi onun hayatının bir parçası haline getirir ve tarih dersi olmaktan çıkarır. Aile yemeğinde, herkesin önünde, uzun uzun konuşmaya başlamak ergenlerin en çok kaçtığı senaryo. Bunun yerine bire bir anları kollamayı deneyin. Arabada yan yana otururken, bahçede birlikte bir şeyler yaparken yapılan sohbetler, göz teması zorunluluğu olmadan daha samimi gelişebiliyor.

Tavsiye Yerine Deneyim Sunun

Ergenler tavsiyeden nefret ederler çünkü tavsiye, eksikliklerine işaret ediyor gibi hissettiriyor. “Sen şöyle yapmalısın” demek yerine, “Ben o yaştayken şöyle bir hata yaptım ve şunu öğrendim” deyin. Kendinizi kusursuz bir otorite olarak değil, hata yapmış ve öğrenmiş bir insan olarak göstermek, onun gözünde sizi daha ulaşılabilir kılar.

Zaaflarınızı paylaşmak cesaret ister ama karşılığını fazlasıyla verir. Gençlerin mükemmel görünen insanlarla değil, gerçek ve kusurlu insanlarla bağ kurması daha kolay oluyor. Belki de en değerli mirasınız, başarı hikayeleriniz değil, nasıl düştüğünüz ve nasıl kalktığınız olabilir. Bu tür paylaşımlar, ona hayatta karşılaşacağı zorluklarla başa çıkma konusunda gerçekçi bir perspektif sunar.

Dijital Dili Öğrenmeye Çalışın

Teknolojiye direnç göstermek yerine, onun için anlamlı olan araçları kullanmayı öğrenin. WhatsApp üzerinden günaydın mesajı göndermek, sevdiği bir müziğin şarkı sözlerini okumak, ilgilendiği bir konu hakkında bulduğunuz ilginç bir videoyu paylaşmak küçük ama etkili adımlar. Onun dilinden konuşmaya çalışmak, sizin çabanızı gösterir ve bu çaba fark edilir.

Bazı büyükbabalar torunlarıyla oyun oynayarak, bazıları ortak izledikleri diziler üzerinden, bazıları da sosyal medyada paylaştıkları içerikler sayesinde bağ kuruyorlar. Önemli olan, sizin için doğal gelecek bir yol bulmanız. Zoraki ve yapay olmamalı ama çaba gösterdiğiniz belli olmalı. Dijital dünya onun yaşam alanıysa, oraya misafir olarak gitmek, onu sizin dünyanıza davet etmekten daha etkili olabilir.

Sabır Gösterin ve Tutarlı Olun

Bugün attığınız adımların karşılığını yarın alamayabilirsiniz. Ergenlik dönemi geçicidir ve bu dönemdeki mesafe, ilişkinizin bittiği anlamına gelmez. Ergenlik sonrası büyükbaba-torun ilişkileri genellikle daha sağlıklı bir zemine oturur çünkü genç artık kendi kimliğini bulmuş ve aile bağlarının değerini daha iyi anlayabilir hale gelmiştir.

Tutarlı olmak önemli. Bir kez deneyip vazgeçmemek gerekiyor. Her hafta aynı gün aramak, onun etkinliklerini hatırlamak ve sormak, küçük ama anlamlı jestler yapmak, zamanla meyvesini verir. Belki bugün sizinle konuşmuyor ama yarın bir sorunu olduğunda aklına ilk siz geleceksiniz çünkü hep orada olduğunuzu bilecek. Bu güvenilirlik, ergenlik fırtınası dindiğinde en değerli hazine haline gelir.

Aile Dinamiklerini Göz Önünde Bulundurun

Anne-babasıyla olan ilişkisi, sizinle olan ilişkisini doğrudan etkiliyor. Ebeveynleriyle çatışma halindeyse, bu gerilim size de yansır. Oğlunuzu veya gelinizi suçlamadan, arabulucu değil destekleyici olmayı seçin. Torunuz için güvenli bir liman olun, ailevi gerilimlerin dışında bir nefes alma alanı sunun.

Ergen torunla bağ kurmak için ilk adım ne olmalı?
Onun dünyasına samimi ilgi göstermek
Kendi geçmişimi daha çok anlatmak
Dijital araçları öğrenmeye başlamak
Sabırla bekleyip hiçbir şey yapmamak
Ebeveynler üzerinden dolaylı yaklaşmak

Ebeveynleriyle aranızda da sağlıklı bir iletişim varsa, torunuzun size karşı tutumu olumlu yönde değişebilir. Aile dinamiği bir bütündür ve her parçası birbirini etkiler. Bazen dolaylı yollar, doğrudan yaklaşımlardan daha etkili sonuçlar verir. Ailede huzurlu bir atmosfer yaratmak, tüm ilişkilere olumlu yansır.

Kendi Duygusal İhtiyaçlarınızı Fark Edin

Reddedilme, önemsenmeme, görünmez olma hissi acıtır. Özellikle bir zamanlar yakın olduğunuz biriyle bu mesafeyi yaşamak, derin bir üzüntüye yol açar. Bu duygularınızı bastırmak yerine kendinize karşı dürüst olun ama hayal kırıklığınızı torunuza yansıtmadan, onunla olmayı bırakmadan yaşamanın yollarını bulun.

Belki bir günlük tutabilirsiniz, belki de başka torunlarınız veya arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Önemli olan, bu duygusal yükü torunuzun omuzlarına yıkmamak. O zaten kendi duygusal fırtınasıyla boğuşuyor; sizinkini de taşıyamaz. Kendi duygusal sağlığınızı korumak, uzun vadede daha sabırlı ve anlayışlı olmanızı sağlar.

Birkaç yıl sonra, o telefonu bırakıp karşınıza oturduğunda, tüm bu sabırlı bekleyişinizin karşılığını alacaksınız. O zaman size gelecek ve belki doğrudan söylemese de, hep orada olduğunuz için minnettar olduğunu hissettirecek. Şu an gösterdiğiniz tüm sabır, gelecekte çok daha güçlü bir bağın temelini atıyor. Bu süreçte kendinize ve torunuzun sizinle olan bağına güvenin; ergenlik geçer, sevgi kalır.

Yorum yapın